FİLMGÖSTERİ
KİTAPMÜZİK

Sayı: 12

ARA

X E-Kart Gönder

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Eğer kayıt yaptırmamışsan, aşağıdaki düğmeyi tıkla.
Macera

Özgürlüğe Açılan Yelkenler

İnsanoğlu yelkenler sayesinde rüzgâra hükmetmeyi öğrendi. Onun gücünü, görmek istediği coğrafyalara ulaşmak için kullandı. Denizciliğin ilk göz ağrısı yelkenler, bugün de amatör denizcilerin tutkusu.

Yazı ve fotoğraflar: Saner Gülsöken

Yelkenli tekneler, direk sayısına ve yelken donanımlarına göre sınıflandırılır. Sadece ahşap yelkenlilerin katıldığı Bodrum Kupası, ülkemizde bu alandaki en kapsamlı yarış. Göster
Masmavi deniz üzerinde bembeyaz yelkenleriyle kuğular gibi süzülen tekneleri seyrettiniz mi hiç? Ne güzel görünürler. Peki o yelkenlilerin içinde olanınız var mı? Ağaçların suda yüzebildiğini gözleyen insanoğlu, bu durumdan faydalanmanın yollarını aradı. Önce sal yapmayı öğrendi. Yeni bir ulaşım şekli keşfetmişti. Nehirleri, gölleri bir yerden başka bir yere gitmek için kullandı. Salla başlayan bu macera gelişti ve deniz yoluyla ulaşım ve tekneler böylece ortaya çıktı. Katı, sıvı ya da gaz halindeki yakıtların bilinmediği ilk çağlarda kas gücü ve kürekler kullanıldı. Sonra bin yıllar boyunca faydalanacağı rüzgarı keşfetti insanoğlu. Yelkenlerle rüzgâra hükmetmesini öğrendi. Belki de bindiği ağaç kütüğünü, elinde tuttuğu palmiye yaprağı ile hareket ettirebilen bir insan keşfetti yelkeni, kim bilir?

İlk denizciler

Uzak yoldan gelen bir yelkenli tekne, limana yaklaşırken yelkenlerini toplayıp, motor gücüyle hareket ediyor. Göster
Denizlere açılan ilk teknenin tarihi kesin olarak bilinmiyor,ancak arkeolojik buluntular ilk yelkenlilerin İÖ 4000 başlarında Doğu Akdeniz'de kullanılmaya başlandığını gösteriyor. Rüzgâr ve yelkenlerden faydalanmak, ilk çağlarda tekneleri hareket ettirmenin tek yoluydu. Buhar makinelerinin icadına kadar da böyle sürdü. Buharlı gemileri, sıvı yakıtla çalışan motorlu gemiler izledi. Gelişen teknolojiye karşın denizciliğin ilk gözağrısı olan yelkenler hiç terk edilmedi. Denizcilik, denizlerde sefer yapma sanatı, deniz ve gemi işleriyle ilgili meslek olarak tanımlanır. Bunun bir meslek olarak değil de zevk için, spor için yapılmasına ise "amatör denizcilik" ismi verilir.

Yelkenli teknelerde, ana yelken dışında direk sayısına ve büyüklüklerine göre birçok yelken bulunur. Göster
Denizde olmak,üstelik yelkenli bir teknenin güvertesinde sadece rüzgârın tekne üzerindeki ıslıkları ve dalgaların sesi eşliğinde seyir yapmak, tarifi zor mutluluklar heyecanlar verir insana. Enginlere yelken açan kişi, denize karşı gelmenin değil, onu yönlendirmenin coşkusu içinde bulur kendini. Rüzgârı kullanarak hedefe ulaşmayı amaçlar. Ancak denizlere açılmak birtakım riskler de taşır. Her şeyden önce denizi sevmek ve onunla barışık olmak gerekir. Sonrasında hava ve denizin dilini bilmek, tekne ve yelken kullanımını öğrenmek gerekir. Denizcilik terimlerini, özel hazırlanmış deniz haritalarını, ipleri ve bağları, yön bulma (navigasyon) aletlerini tanımak ve kullanabilmek gerekir. Limana yanaşmak gibi özel manevraları göz ardı edersek, tekne kullanmak araba kullanmaktan çok daha kolay ve keyiflidir. Öncelikle bir yol planı yapmak gerekir. Bir deniz haritasının yardımıyla gideceğimiz yere ne kadar mesafede olduğumuzu öğrenir ve rotamızı çizeriz. Seyir (hareket) halindeyken, belirlediğimiz rotadan sapıp sapmadığımızı iki yöntemle kontrol ederiz. Bunların ilki yıldızlar gibi doğal göstergelerdir. Örneğin Kutupyıldızı'nın kuzeyi gösterdiğini hepimiz biliriz.

Navigasyon aletlerinin de yardımıyla, haritada bulunduğumuz yeri sık sık kontrol etmeliyiz. Göster
İkinci yöntem ise navigasyon yani yer/yön saptamamıza yardımcı olan aletlerdir. En temel navigasyon aletleri, yön bulmamızı sağlayan pusula, haritadaki boylam noktalarını öğrenmek için kronometre ve enlemleri öğrenmek için de "sekstant"tır. Açık denizde yerimizi belirlemek ancak bu üçünün birlikte ve olabildiğince az hata payıyla kullanılması ile mümkündür. Öte yandan günümüzde uydularla bağlantılı olarak çalışan, elimiz büyüklüğündeki GPS (Küresel Konumlandırma Sistemi) aletlerini kullanarak kolaylıkla koordinat bilgilerine ulaşmaktayız. Basit bir yelkenli temel ihtiyaçlarımızın hemen hepsine cevap verir. Yaklaşık on metre boyundaki bir yelkenli teknede 6 kişi rahatlıkla uzun seyirler yapabilir.

Uskuna adı verilen yatlarda, ana direğin önünde pruva (burun) direği bulunur. Diğer bütün yatlardan daha büyük olan uskunalar çok sayıda yelken açabilir. Göster
Deniz suyu kullanılarak temizliği sağlanan tuvaletin yanı sıra, tatlı suyla hatta teknenin motoruyla ısınan sıcak suyla duş yapabilirsiniz. Depolara dolduracağınız su, gereksiz harcamamak koşuluyla günlerce hatta haftalarca yeter. Ayrıca deniz suyundan tatlı su elde edilebilen cihazlar da teknelerde bulunabilir. Birçok yelkenlide, rüzgâr gücünün yeterli olmadığı zamanlarda tekneyi ilerletmek için motordan faydalanılır. Bu tür teknelerde, yeterli miktarda akü ile elektrik sorunu da ortadan kalkar. Aküleri doldurmak içinse motordan, rüzgârdan ve güneşten faydalanılabilir. Mutfakta, dalgalı denizlerde kullanım kolaylığı sağlamak üzere dizayn edilmiş bir ocak mutlaka vardır. Aküyle çalışan bir buzdolabı, hatta belki de bir fırın. Muhtelif yerlerde yangın söndürücü, can yelekleri, kaza halinde kendiliğinden şişen bir can salı, işaret fişekleri, dalgalı havalarda güvertede güvenle dolaşmayı sağlayan emniyet kemerleri...

Pusula, yön tayinimizi sağlayacak en önemli araç. Göster
Hepsi güvenliği sağlamak içindir. Amatör denizciler tüm bu imkanlar sayesinde yelkenle yol alarak bir kara parçasına uğramadan aylarca denizlerde dolaşabilir. Yelkenliyle dünya turu yapan ilk Türk, Sadun Boro'dur. Bugün 75 yaşında hâlâ denizlere meydan okuyan Boro, eşi Oda Boro ve kedileri Miço'yla 1965'te çıktığı bu turu, üç senede tamamlamıştı.

Yelkenle tanışmak

Yelken ipleri kilit denilen mekanizma ile sabitlenir. Göster
Yelkenle tanışmanın ilk basamağı optimist. Ufak bir küvete benzeyen tek kişilik bu yelkenli, küçük yaşlarda yelken öğrenme ve 15 yaşına kadar da bu alanda düzenlenen yarışmalara katılma imkanı veriyor. 1957 yılında kurulan Türkiye Yelken Federasyonu'nun gözetiminde, denize kıyısı olan kentlerimizin yanı sıra, Ankara gibi yakınında göl bulunan şehirlerde optimist eğitimi almak mümkün. Denizlerimizde çeşitli sınıflarda yelkenli tekne yarışları da yapılmakta. Karada yolculuğun aksine; herhangi bir yola bağlı kalmadan, motor gürültüsü ve diğer araçların tedirginliğini yaşamadan denizlere, sınırsız özgürlüğe yelken açabiliriz.



Görüşünü Bildir

Not Ver

Arkadaşına gönder
©
Bu site, Doğan Burda Rizzoli Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.