FİLMGÖSTERİ
KİTAPMÜZİK

Sayı: 12

ARA

X E-Kart Gönder

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Eğer kayıt yaptırmamışsan, aşağıdaki düğmeyi tıkla.

Resimlerin Romanı: Düş çizgileri

Bir solukta okuduğumuz çizgi romanlar uzun ve zahmetli çalışmaların ürünü. Mobidik, Türkiye'nin başarılı çizgi romancılarından bu sanatın inceliklerini öğrendi.


Yazı: M. Türker Erşen

Fotoğraf: Tijen Burultay

Göster
Kasvetli. Mobidik'in çizgi roman eki Duvarın Ötesi'nin yaratıcısı Doğan Ür, eseri için böyle diyor. Bu çizgi romanı hem yazıp hem çizen Ür'ün ilham kaynaklardan biri Bruegel'in "Veba" isimli tablosu olmuş. "Ve Duvarın Ötesi"nin okuyucuya vermesini istediğim his, biraz da kasvetti" diyor başarılı çizgi romancı. Hepimiz biliyoruz ki Duvarın Ötesi gerçekten de loş, esrarengiz, şaşırtıcı ve merak duygusunu devamlı diri tutan bir çalışma.

İsmail Gülgeç İnce Memed'de yer alan çakırdikenini aslına uygun çizebilmek içinse Adana'ya kadar gitti. Göster
Çizgi roman böyledir. Yazarın/çizerin kişisel birikimi ve yetenekleri günlük hayattaki bir ayrıntıda, bir kırıntıda, bir kıvılcımda ifadesini bulur. Çizgi roman bir fikirdir, dünyayı algılama şeklidir. Biz onu basılmış halde elimize alıp okuyana dek de uzun ve zahmetli yollardan geçer. Peki nedir bu yollar? Mobidik üşenmedi, Türkiye'nin başarılı çizgi romancılarından bazılarına gitti ve çizimlerine bakıp konuşmalarını dinledi.

Çizgiden Şaşma

Çizgi romanlar günümüzde önemli bir grafik sanat dalı. Onu etkili ve cazip bir öykü anlatma biçimi yapan şey, yazıyı ve resmi birlikte kullanması kuşkusuz. Çizgi roman her ikisinin de olanaklarından yararlanıyor. Birinin zayıf yönünü diğerinin güçlü yönüyle kapatıyor. Gazetelerdeki küçük köşelerden kalın albümlere dek çizgi romanlar günlük hayatımızın bir parçası artık. Hatta bundan da fazlası, zengin bir ilgi alanı ve koca bir endüstri.

Göster
İsmail Gülgeç / Ayasofya
İsmail Gülgeç "çizgi roman için yoğunlaşma ve bütünleşme gerek" diyor. "O hayal gücünü yansıtmanın bir yolu, söyleyecek bir sözünüz varsa, onu söylemenin bir şekli." Gülgeç'i gazete, dergi ve kitaplarda çıkan çalışmalarından yıllardır tanıyoruz. Bir de Mobidik’in ikinci sayıda okuyucularına hediye ettiği CD'de yer alan Sultana adlı çizgi romandan. Gülgeç'e göre çizgi roman hem çocuklara, hem yetişkinlere ama en çok genç kuşağa hitap eden bir tür. Bu yüzden de hiç bitmeyecek. Biçimi değişecek, muhtemelen bilgisayarla bütünleşecek ama hep var olacak.

Göster
İsmail Gülgeç, İstanbul'un eski dönemlerinde geçen Sultana için yoğun kaynak taraması yapmış. Ayrıca Ayasofya'ya gidip mekanları incelemiş, fotoğraflar çekmiş. Hatta Yaşar Kemal'in romanından uyarladığı İnce Memed çizgi romanı için Adana'ya kadar uzanmış. Daha gerçekçi çizebilmek için arazide çakırdikeni bitkisini gözlemlemiş ve fotoğraflamış. Sonuç çok başarılı: İnce Memed yurtdışına çıkmış, yabancı dillerde de yayınlanmış. Bu arada meraklısına not: Sultana, görünümünü İsmail Gülgeç'in eşi Ayça'dan alıyor. Ayça Gülgeç, Sultana'nın sayfalarında kendini eski İstanbul'da maceradan maceraya atılırken görünce çok heyecanlanmıştır mutlaka. Buna benzer şekilde çizgi romanlarda karakterler için modeller kullanıldığı sıkça oluyor. Yine doğa görüntüleri, hayvanlar, özel mekanlar, aletler, makineler için araştırma ve dökümana ihtiyaç var. Çünkü konu ne kadar fantastik olursa olsun kaynak, gerçek hayattaki görüntüler. Çizgi roman yapmak zor bir iş, tamam. Ama "her çocuğun doğal bir resim eğitimi vardır" diyor İsmail Gülgeç. "Ve bunun en iyi örneği benim." Gerçekten de hiç resim eğitimi almayan Gülgeç, Türkiye'nin en sevilen çizerlerinden biri şu anda. Burada sihirli kelime "emek". Eğer çalışır ve yaptığınız işin hakkını verirseniz başarıyı er geç yakalıyorsunuz.

Hayal kazanı

Bir çizgi roman hazırlamak için önce bir tema, düşünce ve öykü gerek. Ergün Gündüz'e "Bir çizgi romancı kelimelerle mi düşünür, resimlerle mi?" diye soruyoruz. "Ben resimlerle düşünürüm" diye yanıtlıyor deneyimli çizer. Ergün Gündüz akademik resim eğitimi almış, Türkiye'de çizgi romana en çok kafa yormuş isimlerden biri. Karikatür, çizgi roman, animasyon ve daha birçok çalışmada imzası bulunuyor. Bazen bir sanatçı çizgi romanı hem yazıp hem çiziyor, bazen de bu işleri ayrı kişiler yapıyor. Bu işbölümü özellikle yurtdışında daha da yaygın. Ergün Gündüz her iki biçimde de çalışıyor. Çizgi romana hazırlanırken fotoğraflar çekiyor, çizimlerine kaynaklık edebilecek görüntüler arıyor. Böyle bir hazırlık ve iyi bir arşiv, çizim yapmak için gerekli.

Göster
Çizgi romanın öyküsü yazıldıktan, çizer gereken araştırmaları yaptıktan sonra sıra geliyor resimlemeye. Bunun için de önce eskizler hazırlanıyor, çizgi romanın sayfa sayfa planı çıkarılıyor. Ardından da sıra son hamleye, "roman"ın "çizgi"lenmesine geliyor. Bir dakikada okuyuverdiğimiz bir sayfa ne kadar zamanda çizilir? Ortalama iki, hatta üç günde. Ama acele gerektiren durumlarda daha hızlı çizmek de gerekebiliyor. Bütün bu aşamalar çizgi romancıya göre değişebilir tabii. Hangi boyuttaki kağıtlara ve hangi malzemeyle çalışılacağı da çizerin kendisine kalmış. Ergün Gündüz önce kurşunkalemle çizdiğini, sonra bunları renklendirdiğini, en son da "çiniyi attığını" söylüyor. Çini mürekkebi, çizgi romancının en önemli malzemesi. Gündüz için renk kullanımı da çok önemli. Kendisi aynı zamanda bir ressam ne de olsa.

Superman ve biz

Ergün Gündüz, çizgi roman çalışmalarından birinde Noel Baba'yı konu edindi. Göster
Çizgi roman yeni bir iletişim biçimi olarak 19. yüzyılda doğdu ve hızla tüm dünyaya yayıldı. Günümüzde iki ana çizgi roman üslubundan bahsedebiliriz: Amerikan ve Avrupa çizgi romanları. Amerikalılar süper kahramanları tercih ediyor. Örümcek Adam, Superman, X-Men okyanusun diğer tarafında doğmuş karakterler örneğin. Orada çizgi roman işi daha çok aylık dergilere dayalı bir endüstri niteliğinde. Avrupalılar ise genellikle daha ağır, daha gerçekçi konulara eğiliyor. Ayrıca yaşlı kıtada dergiler kadar albümler de yaygın.

Göster
Son yıllarda kitapçılarda Türkçe çevirileri de boy gösteren Tenten, Red Kit albümleri gibi. Bizim çizgi romanlarımıza gelince... Türkiye, kendine özgü bir çizgi roman anlayışına sahip olmakla birlikte, daha çok Avrupa ekolüne yakın duruyor. Son yıllarda ülkemizde çizgi roman piyasası adeta patladı. Yeni dergiler çıktı, Zagor, Mister No gibi eski kahramanlar daha kaliteli basımlarla tekrar hayatımıza girdi. Ama Ergün Gündüz'e göre bu gerçek anlamda bir patlama değil. Çünkü bunlar ithal çizgi romanlar. Bir ülkede çizgi romanın gerçek bir sıçrama yapması, yerli çizerlerin yaygınlaşmasıyla mümkün. Bunun için de yayıncıların ve okurların kendi ülkelerinden öykülere biraz daha fazla yönelmesi gerekiyor.
Türkiye'nin genç çizerlerinden Emre Erdur, "çizgi roman hayatta mükemmel bir imkan" diyor. "İstediğim şeyi çizebilir, istediğim maceraya atılabilirim." Erdur, Mobidik'e etkileyici çizimleriyle renk katıyor. Çizgi roman konusunda ise epey sabırlı. Çizgi romanlarını iyice hazır olduğuna inandığında gün ışığına çıkarmayı planlıyor. (Aslında çizdiklerine bakınca tevazu gösterdiğini anlıyorsunuz.) Erdur'a göre "sabırlı ve kendine hakim olmak" çizgi romancılar için çok önemli. Kapkalın eskiz defterlerine bakıyoruz. Sabır konusunda ona hak vermemek elde değil.
Onun da odası diğer çizgi romancılarınki gibi: Üzeri kağıtlar, kalemler, mürekkep ve boya kavanozlarıyla dolu geniş bir masa. Duvarlarda çizimler, resimler, fotoğraflar. Rafları kitap ve dergilerle yüklü bir kütüphane. Çizgi romancı, masasında bir evren kurguluyor. İnsanlara öyküler anlatıyor, farklı bir dünyadan kareler gösteriyor. Türkiye'de de bu işe gönül verenler gün geçtikçe artacak. Gereken tek şey aslında kağıt ve kalem. Bir de hayal gücü ve cesaret.

Emre Erdur da önce sayfaların eksizini hazırlıyor. Göster
Sonra asıl çizimleri yapılıyor.
Renklendirme ise genellikle işin son aşaması.

Altıncı parmak

"Eskiden beri Teksasçı" olan Duvarın Ötesi'nin yaratıcısı Doğan Ür'ün tek hüneri çizerlik değil. Ür gitar ve bateri çalıyor, bir grupta şarkı söylüyor (hatta sahneye çıkıyor, kısa öyküler yazıyor, guguklu saat tamir ediyor, devekuşu yumurtaları boyuyor, bisiklet kullanmayı seviyor. Çizgi romana diğer sanatçılar gibi o da küçük yaşlarda başlamış. Doğan Ür "üniversitede grafik eğitimi aldım, bitirme ödevi olarak da çizgi roman hazırlayan tek öğrenci bendim" diyor. Hatta bu çalışması Almanya'da Schwer Metall dergisinde yayınlanmış. "Bu benim altıncı parmağım" diyor Doğan Ür "havalı" kalemini göstererek. Bu kalem içine konan boyayı, bağlı olduğu bir kompresörden aldığı havayla püskürtüyor. Pistole kalem denen bu "parmak"la farklı yumuşaklık ve tonlarda çizim ve boyama yapmak mümkün. Artık teknikler çok değişik. Aslında konular da değişik. Günümüzde çizgi romanlar çizim ve konu anlayışı bakımından çok geniş bir yelpazeye yayılıyor. Pek çok insan yıllarca çizgi romanın çocuklara göre olduğunu düşündü. Ama şimdi sadece büyüklere yönelik hazırlanan çizgi romanlar var. Çizgi roman artık boş zamanlarda okunan bir eğlencelik değil, özel olarak zaman ayrılan bir hobi. Eskiden ders kitapları arasında okunan bu dostlar, artık üst raflara terfi etti. Doğan Ür şimdi yeni bir serüven peşinde. Bu kez yine "kasvetli" bir öykü mü anlatacak bize? Kafasında ne tür kıvılcımlar çakıyor? Okuyunca göreceğiz. Evet, çizgi roman böyledir. Bir fikir, bir serüven imkanıdır, biz onu elimize alana dek de uzun yollardan geçer. Okumak da bir serüven değil midir aslında? Öyleyse hepimize iyi okumalar…

İsmail Gülgeç

Göster
Türkiye'nin dahi çizerlerinden biri. Hiç resim eğitimi almadığı halde yeteneği ve çalışkanlığı sayesinde ülkenin en iyi çizerleri arasına girdi. İlk olarak İzmir'de Yeni Asır gazetesine çizdi. Yaşar Kemal'in İnce Memed romanını çizgi romanlaştırdı ve bu eseri Fransa, Danimarka gibi ülkelerde de yayınlandı. Şu günlerde yeni bir çizgi roman hazırlamak için Gelibolu'da bulunuyor.

Doğan Ür

Göster
Mimar Sinan Üniversitesi Grafik Bölümü'nü bitirdi. Gençlik ve çizgi roman dergilerinde çok sayıda çizimi yayınlandı. Ortaokul yıllarından beri çiziyor. Henüz 17 yaşındayken bilimkurgu temalı bir çizgi roman hazırladı, sonrasında da çizgi romandan hiç kopmadı. Ayrıca bir müzik grubunda gitar çalıp şarkı söylüyor. Mobidik'in çizgi roman eki Duvarın Ötesi'ni hazırlayan Doğan Ür, karakterlerden birine arkadaşı Altan'ın görünümünü vermiş. Pistole kalemle çizim yapan Ür, bununla suluboya tadında resimler çıkarabiliyor.

Emre Erdur

Göster
1975 doğumlu çizer Mimar Sinan Üniversitesi'nde iç mimarlık okudu. Ama kendini çizim yapmaya adamış durumda. Hatta "doğumundan beri" çizim yaptığını söylüyor. Elinde kendisinin hatırlamadığı yaşlarda yapıp,ailesinin sakladığı çizimler bile var. Türkiye'de çizgi roman eğitimi veren bir okulun olmamasını eksiklik olarak görüyor.

Ergün Gündüz

Göster
Gündüz 16 yaşındayken mizah dergisi Gırgır'da ilk karikatürü yayınlandı. Henüz o yaşta profesyonel olan çizer, daha çok mizah dergilerindeki karikatürleriyle tanındı. Ama o kendisini en başından beri bir çizgi romancı olarak görüyor. Ergün Gündüz yurtdışında birçok çizgi roman etkinliğine de katıldı. Çizerliği yanı sıra çok sayıda çizgi roman dergisinin yayıncılığını yaptı ve türün Türkiye'de yaygınlaşmasına katkı sağladı. Gündüz, fotoğrafta çalışmalarına devam ettiği "Yeni Osmanlılar" çizgi romanından iki karakterle bir dinlenme anında.

İlk yumurcaklar

Göster
Çizgi romanların doğduğu yer gazete sayfaları. Fotoğrafçılığın ve teknik olanakların şimdiki kadar gelişmiş olmadığı dönemlerde çizimler gazetelerde önemli yere sahipti. Çoğu araştırmacıya göre de bu çizimlerin öykü anlatma aracı olarak kullanılmaya başlanması Yellow Kid'le (Sarı Yumurcak) oldu. Richard Outcault adlı çizerin 1895'te, New York'ta yayınlanan World gazetesinde çizmeye başladığı Yellow Kid, çizgi roman sanatına son şeklini vermişti: Sürekliliği olan bir karakter, çizimlerin kareler halinde birbirini takip etmesi, öykü ve diyaloglar. Göçmen mahallesinde yaşayan yoksul ve haşarı bir çocuktu Yellow Kid. Çizer Outcault, öykülerinin ilhamını çağdaş kent gerçekliğinden alıyordu. Çizgi romanların yeni bir anlatım tekniği olarak sivrilmesini sağlayan da işte bu gerçeklikti: Yeni kent yaşamı ve kent kültürü. Çok geçmeden diğer örnekler de Yellow Kid'i takip etti. Wilhelm Busch, resimleri öykü anlatmada etkin olarak kullanan bir diğer sanatçıydı. 1832 ve 1908 yılları arasında yaşayan bu Alman ressam, Max ve Moritz adlı iki çocuğun yaramazlıklarını resim ve yazı birlikteliği kullanarak anlattı. Etrafa devamlı zarar veren bu kafadarlar ileride Amerikan çizerlerine de ilham verdi.



Görüşünü Bildir

Not Ver

Arkadaşına gönder
©
Bu site, Doğan Burda Rizzoli Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.