FİLMGÖSTERİ
KİTAPMÜZİK

Sayı: 12

ARA

X E-Kart Gönder

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Eğer kayıt yaptırmamışsan, aşağıdaki düğmeyi tıkla.

Dinozorlar ormanı

Bir zamanlar Kızılderililerin avcılık yaptığı, domates çekirdeği büyüklüğündeki tohumdan çıkıp 500 ton ağırlığa erişen dev ağaçlar.


Yazı ve Fotoğraf: Ali Murat Atay

Önümüzdeki dev ağacı kucaklayalım mı? O zaman en az 15 çocuk gerekli, herkes elele tutuşup ağaca sarılsın, bir kişi daha, bir kişi daha sonunda bir daire oluşturup birinciyle sonuncunun elleri birleşti, dev ağacın kocaman gövdesini ancak çevreledik.
Bunlar Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya Eyaleti'nin Kırmızı Ormanları'ndaki ağaçlar. Kırmızı Ormanlar Milli Parkı'nda, her yer bu kocaman ağaçlarla dolu, başımızı kaldırıp en yüksek dallarını görmeye çalışınca dengemizi
kaybedip yere düşebiliriz. Ağaçların birçoğu 100 metrenin üzerinde, yani bir apartman değil, bir gökdelenle karşılaştırmak gerekiyor.

Göster

Aslında Kaliforniya'da dev ağaçların olduğu iki milli park var, Ötekinin adı da Sekoya Mili Parkı. Her iki milli parktaki ağaçlara ad koymak için bilim adamları bilimsel bilimsel düşünürken akıllarına bir zamanlar o yörede yaşayan Çeroki Kızıldereli Kabilesinin Büyük Şefi Seqvoyah gelmiş. Ağaçların adını da Sekoya koyuvermişler. (Neyse ki şefin adı "Uzun ağaç gölgesinde yatıp uyuyan kızıl tüy oğlu kara balta" değilmiş.). Belki Çeroki kabilesini çizgi romanlar ve başka yerlerden duymuşsunuzdur ama yörenin öteki kabilelerini duymadığınıza eminim: Yuroklar, Çilulular ve Hupalar.

Dünyanın en uzun ağacı

Göster
Ormana girdiğimizde ağaçlar çok etkileyici, her yer dev ağaçlarla kaplı gibi geliyor insana ama 150 yıl kadar önce şimdikinin 20 - 25 katı büyüklüğünde bir alan bu ağaçlarla kaplıymış. Amerika'ya o dönemlerde gelen göçmenler Kaliforniya'ya ilk geldiklerinde bakmışlar ki her yer kocaman kızıl ağaçlarla kaplı, üstelik kolay yanmayan, tahta yiyen böcekleri barındırmayan, zor çürüyen sert bir ağaç bu. Hemen "Baltalar elimizde..." diye şarkılar söyleyerek ağaçları birbiri arkasına yere indirip yalnız evlerini değil tüm kasaba ve kentleri tahtadan yapmışlar. Sonunda bundan 35 yıl önce, kalan ağaçlar milli park olmuşlar ve kurtulmuşlar. Ama milli park olana kadar ilk ormanınyüzde 90'ı yok olmuş.
Buraya kadar gelmişken dünyanın en uzun ağacını görmeden gitmek olur mu?
Bu özel ağacı görmek için ormanın içinde "uzun ağaçlar korusu" diye isimlendirilmiş bölüme gitmek gerekiyor. Önce toprak bir yolda arabayla gidebiliyorsunuz, ama bu yola girmeden Milli Park yönetimine kayıt olmanız ve giriş parası ödemeniz gerekiyor. Görevliler parasını ödemeyen giremesin diye de ilginç bir yöntem uyguluyor.
Yolun üzerinde asma kilidi olan bir engel var, kilit anahtarsız, şifre ile çalışıyor. Parasını ödeyen şifreyi öğreniyor ve yoldaki engeli geçebiliyor. Daha sonra yolun sonunda arabanızı park edip 2 km. kadar bir patikada yürüyorsunuz. Bu patika da Kırmızı Ormanlar Milli Parkı'ndaki öteki patikalar gibi çok güzel. Harika ağaçların arasında yürürken bu kez hem uzun ve hem harika ağaçlara geliveriyorsunuz.
Dünyanın en uzun ağacı ilk kez tam kırk yıl önce 1963'te belirlenmiş, o gün bu gündür onu geçen başka ağaç olmamış, o kırk yıldır en uzun: Boyu tam 112 m. Bu bölüm gerçekten çok özel ağaçlarla dolu, birincinin birkaç ağaç ötesinde dünyanın üçüncü en uzun ağacı da burada. Bu dev ağaçların en yukarısını görmeye çalışmaktan boynunuz ağrımaya başlarsa biraz ilerde akan Redwood Deresi'ni geçip kıyıdaki düzlükten de onları seyredebilirsiniz.

Diş macunu seven ayılar

İsterseniz bu bölgede kamp kurup geceyi geçirebilirsiniz. Bu benim aklıma başka bir şey getirdi; genelde sanıldığı kadar tehlikeli olmayan ama yine de dikkatli olunması gereken birileri daha var bu ormanda: Siyah ayıcıklar. Onlar evlerimizdeki oyuncak ayıcıklar kadar şirin yaratıklar gerçekten ama uzaktan. Eğer kamp yapmaya karar verirseniz ayıcıkların koku alma yeteneklerinin çok gelişmiş olduğunu unutmayın, yemeğinizi mutlaka çadırınızdan en az 100 metre uzakta pişirin, yiyeceklerinizi gece çadırınızdan uzakta bir ağaca asın. Yemek yediğiniz elbiselerinizi de yemek kokusu bulunabileceğinden değiştirin. Hoş kokulu diş macununuzu da çadır dışında tutmayı unutmayın.

Göster
Ayılar dışında Kanada geyiklerine bu yörede bolca rastlayacaksınız.
Unutmayın boynuzlular erkek, daha küçük ve boynuzsuzlar dişiler. Büyük sürülerde otlarken göreceksiniz, arabanızla yolda giderken geyiklere çok dikkat etmek gerek, her an önünüze atlayabilirler.
Kırmızı ormanları ben en çok sabahın erken saatlerinde sevdim. Güneş iyice yükselmeden orman genellikle sis içinde oluyor, güneş biraz kendini gösterince de güneş ışınları dev ağaçların dalları arasında nefis bir görüntü yaratıyor. Bir de tomruk taşıyan büyük tır kamyonları erken yola çıkıyor, bu büyük kamyonların ağaçların yanında nasıl nokta gibi kaldığını görmek yalnız bu saatlerde olabilir. Ama bunlar için erkenden kalmanız ve ormana girmeniz gerekiyor. Biliyorum çok zor ama bir kere deneyin, unutamayacaksınız.



Görüşünü Bildir

Not Ver

Arkadaşına gönder
©
Bu site, Doğan Burda Rizzoli Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.