FİLMGÖSTERİ
KİTAPMÜZİK

Sayı: 12

ARA

X E-Kart Gönder

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Eğer kayıt yaptırmamışsan, aşağıdaki düğmeyi tıkla.
Keşif

Ağaçların üstünde dolaşmak

Milyonlarca tür canlının keşfedilmeyi beklediği yağmur ormanları, bilim dünyası için hâlâ çözülemeyen bir bilmece. Biyolog Ayşegül Birand, Hindistan'daki yağmur ormanlarında aylar süren araştırmalar yaptı.

Yazı: Ayşegül Birand / Fotoğraf: Ashok Captain-Samraat Pawar - Ayşegül Birand

Göster
Ben ağaçların tepelerinde yeşilliklerin arasında
kaybolduğum sırada, bir an gözüm, üzerinde durduğum ipe takıldı. Ne kadar da inceydi öyle! 20 metre kadar aşağıda ipi ağacın üzerine atmaya çalışırken o kadar da ince görünmüyordu, hayret! Hemen "burada ne işim var" düşüncelerini kafamdan silmeye çalışıp yapmakta olduğum işe, yani tırmanmaya kendimi vermeye çalıştım. Doğru ya, 70 metreye varabilen bu ağaçların tepesinde aşağıdan göremediğimiz canlıları arıyordum. (Yanlış okumadınız, 70 metre.)Kuzey Amerika'daki dev Sequoia ağaçlarını saymazsak bu boydaki ağaçlar bir tek yağmur ormanlarında bulunuyor. Ben de, Hindistan'ın kuzeydoğusundaki yağmur ormanlarında böyle dev bir ağacın üzerinde bir tırtıl hızıyla yükseliyordum. Buraya gelmemin nedeni, 1900'lerin başından beri hiçbir kâşif ve bilim adamının girmediği bu ormanlardaki canlıları incelemek. Buraya nasıl mı geldim? Bilmiyorum, son hatırladığım Ankara'da Tunalı Hilmi Caddesi'nde bir kafede, eşim Samraat'la oturmuş konuşuyorduk. O sihirli soruda takılıp kaldık bir an "peki, şimdi ne yapalım".
Samraat heyecanla daha önce kısa bir süreliğine gittiği Doğu Himalayalar'ın eteklerindeki yağmur ormanlardan bahsetti. "Uzun süreli bir proje yapalım! Kimse oralara gitmiyor. Görecek, keşfedilecek o kadar çok şey var ki!" Neden olmasın?

Göster
O kafede oturup konuştuğumuz o günle, ağaçların tepesinde dolaştığım günler arasındaki zaman dilimi bana asırlar gibi uzun gelmişti. Önce bir proje önerisi yazmamız gerekiyordu. Sonra sponsor bulmamız, yetkililerden izin almamız ve oraya ulaşmamız... İşin eğlenceli ve son kısmına geçmeden önce bu uzun süreçten biraz bahsetmeli, ama amacım kesinlikle sizleri bu işlerden soğutmak değil, sadece nelerle karşı karşıya olabileceğinizi hatırlatmak. Öncelikle oraya turist gibi gitmemek için ne araştıracağınızı bilmeniz gerekir. Bunun için uzun bir ön araştırma dönemine hazırlıklı olunmalı, kütüphanelerde biraz kitap kurdu olmalı, kitapların üzerinde uyuklamalı. İzinler ve araştırmaya parasal destek bulmak için o kadar çok mektup yazdık ve yolladık ki, iddia ediyorum benim imzam Madonna'dan sonra en çok atılmış imzadır. Pasaportum da en çok fotokopisi çekilmiş pasaporttur! Neyse, bu sıkıcı işlerin içinden bir şekilde çıktınız ve yolculuk aşamasına geldiniz. Sırada sizi 1940'lardan kalma muhteşem otobüsler bekliyor. Bu kelle koltuk turizmlerle yapacağınız yolculuklar sırasında, evde rahat koltuklarınızda otururken haritalar üzerinde yaptığınız bütün planları sileceksiniz, evdeki hesabın çarşıya hiç ama hiç uymadığını bir kez daha göreceksiniz. O otobüslerle bir saatlik yolu yedi saatte almanız gerekecek. Bir de otobüslerde yer bulamamayı, hatta portakal sandıkları üzerinde havadar ve bol manzaralı bir yerlere oturmaya da hazırlıklı olun. Peki bunların hepsini yaptık diyelim, sonra?

Milyonlarca canlının arasında

Sonrası şahane! Filler, kaplanlar, maymunlar, gökkuşağının bütün renklerine bürünmüş binbir kuş, sevimli kurbağalar, narin yılanlar... Ormana attığınız ilk adımda büyülenecek ve bütün eziyetleri unutacaksınız. Yağmur ormanları deyince aklınıza ilk ne geliyor? Eğer cevabınız "çok ama çok yağmur" değilse yanlış cevap verdiniz demektir. Gerçekten de bu ormanların olduğu yerler dünya üzerinde en çok yağmur alan bölgeler. Güneş ışınlarının yeryüzüne en dik geldiği coğrafyalar, bildiğiniz gibi ekvator ve çevresindeki tropikal bölgelerdir. Yengeç ve Oğlak dönencelerinin arasında kalan bu bölgeler o kadar sıcak olur ki, su sürekli buharlaşır ve bulutları oluşturur. Bu büyük bulutlar fazla uzağa gidemeden yükünü boşaltır, yani yağmur olarak yere iner. Bu çok hassas bir döngüdür aslında. Çok yağmur alan yerlerde çok bitki, çok bitki olan yerlerde ise çok buharlaşma olur. (Bitkiler çok ama çok terler.) Peki insan eliyle yok edilen bitkiler tümüyle tükenirse ne olur? Biriken yağmur suyunu tutan kökler olmadığı için su, yeraltına iner ve terleyen bitkiler olmadığı için de buharlaşma sona erer. Dolayısıyla yağmur giderek azalır. Kısacası ormanlar kesilince yağmur da kesilecek, bölge kısa zamanda çöle dönüşecektir. Ve ne yazık ki yok olan sadece bu büyük ağaçlar değil, içinde barındırdıkları milyonlarca canlı türüdür.

Göster
Yağmur ormanlarında geçirdiğim aylar sonunda, bu hassas döngüyü bile düşünemez olmuştum. Tek dileğim yağmurların bir şekilde azalmasıydı! En azından ben oradayken. Bir yağmur ormanına yanınıza naylon torba almadan gitmeyi aklınızdan bile geçirmeyin. Torba, torba, torba ve torba... Her şeyinizi torbalayın derim, çünkü bu inanılmaz yağmurlara karşı tek çare bu. Islak giysilere alıştım da, bir türlü ıslak çoraba alışamadım.
Bir ara ayakkabılarımın içine, çoraplarımın üzerine naylon torba giymek gibi ancak Prof. Zihni Sinir'in aklına gelebilecek şeyleri bile denedim ama boşuna. Yine ıslak, yine ıslak! Gelelim tekrar ince ipin üzerinde bıraktığınız bana. Ne mi yapıyordum? Dedim ya, yere hiç inmeyen canlıları arıyorum. Onları apartmanınızdaki aşağı hiç inmeyen üst komşularınız gibi düşünebilirsiniz. Tanışmak için üst kata çıkmanız gerekiyor, yoksa varlıklarından bile haberiniz olmaz.


Göster
Benim bu yaptığımı yıllar önce bir başka bilim adamı daha yapmış. Bir ağacın üzerini bilimsel bir çalışma için ilaçlamış ve yere serdiği örtülerin üzerinde yukarıdan düşen böceklere bakmış. Bu yöntemle daha önce hiç görmediği yüzlerce yeni böcek türü ile karşılaşmış. Tek bir ağaçta o kadar çok yeni tür bulmuş ki, bunların sayısı Britanya adasındaki (İngiltere) toplam tür sayısından daha fazlaymış! Sonra başka ağaç türlerinde aynı şeyi denemiş. Bir ağaçtaki böceklerle, yanındaki ağaçtaki böcekler birbirinden tamamıyla farklıymış! Araştırmanın sonucunda dünyadaki tür sayısını 2 milyon olarak açıklayan bilim adamlarının bütün tahminleri alt üst olmuş. Şimdi yaklaşık 30 milyon tür olduğu düşünülüyor. Biz bu 30 milyon türün ne yazık ki çok azını biliyoruz. Bunların birçoğu da yağmur ormanlarındaki ağaçların tepelerinde. Size, büyüklerin itirazlarına rağmen bahçenizdeki ağaçlara tırmanmanızı öneririm. (Ama dikkatli olun.) Sonra gelin beraber bu 70 metrelik ağaçlarda yeni türler keşfedelim!



Görüşünü Bildir

Not Ver

Arkadaşına gönder
©
Bu site, Doğan Burda Rizzoli Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.