FİLMGÖSTERİ
KİTAPMÜZİK

Sayı: 12

ARA

X E-Kart Gönder

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Eğer kayıt yaptırmamışsan, aşağıdaki düğmeyi tıkla.

Fillerin dayanılmaz diş ağrısı

Çocukken ismini ilk öğrendiğimiz hayvanlardan biridir fil. Hakkında çok az şey biliriz. Bildiğimiz şeyler yaşamları ve yaşama alanları ile ilgili temel bilgiler.Ya bilmediklerimiz?..


Yazı: Ayşegül Birand

Fotoğraf: Ali Murat Atay, Gökhan Tan

İllüstrasyon: Ümit Öğmel

Fil
Büyükanne fil, bir tehlikenin varlığını hissettiği anda hemen etrafındakileri uyarır. Onun sesini duyan bütün filler kaçışmaya başlarlar. Göster
Fillerin davranışları her araştırıldığında, daha bir karmaşık ve gizemli oldukları ortaya çıkıyor. Bilim adamlarının gözledikleri bu gizemli davranış, aile gruplarının haftalarca birbirlerini görmeden aynı yönde ilerleyip, sözleşmiş gibi bir yerde buluşmalarıydı. Buluşmalar yiyeceğin ve suyun az olduğu yerlerde değil de, çok olduğu yerlerdeydi. Bu gizem ancak 1984 yılında Afrika fillerinin seslerini kaydeden bir çalışmayla çözüldü. Filler tanıdıkları veya kendilerine akraba olan bireylerin seslerini ayırt ediyor ve bizim duyamayacağımız kadar düşük frekansta haberleşiyorlardı! İnsanlar sadece 20-20.000 Hz arasındaki sesleri duyabildikleri için, fillerin düşük frekansta (15-35 Hz arasında) çıkardıkları ultrasonik sesleri hiç duyamıyorlardı. Ultrasonik ses dalgaları diğer yüksek frekanslı ses dalgaları gibi çabuk bozulmadıkları için 10 km gibi uzun mesafelere ulaşabiliyor ve böylece insanların duyamayacağı bir frekanstan aileler arası iletişim sağlanabiliyor. Bir grup fil stres altındayken, 30-40 kilometre ötedeki diğer filler huzursuzluk belirtileri gösteriyor ya da kurak yaz aylarında susamış bir grup 100-150 kilometre ileride yağmur yağan bir yere doğru gidebiliyor. Nasıl ? Bunun cevabı daha derinlerde, gizli...

Filin ön dişleri uzunluğuyla çok çeşitli işlere yarar. Kendini koruma, kazma veya kesici araç olarak kullanabilirler... Yaşlı bir erkek filin dişi 50 kiloyu bulabilir. Göster
Afrika'da filler üzerine çalışan bir araştırmacının dikkatini, bir grup filin davranışları çekmiş. Filler ağırlıklarını bir ayaklarından diğerine veriyor, öne doğru uzanıyor ve bazıları tek ayaklarını havaya kaldırıyorlar. Bir süre sonra başka fillerle buluşuyorlarmış. Acaba filler diğer grubun yaklaştığını nasıl anlıyorlar? Bir dizi araştırma başlatan bilim adamları, yeraltındaki titreşimler aracılığıyla petrol bulmak için kullanılan "Jeo-fon"larla fillerin seslerini dinlemeye başladılar. Sonuçta fillerin gerçekten de yerden ilettikleri sismik sinyallerle haberleştiklerini buldular! Fillerin çıkardıkları ultrasonik sesler karadan çok iyi iletiliyor ve 30 kilometre gibi çok daha uzak mesafelere ulaşıyordu. Bilim adamları fillerin yüzlerce kilometre uzaktaki yağmur yağan bölgeye yönelmelerini ise gök gürültüsünün yerde oluşturduğu sismik titreşimlere bağlıyorlar. Fillerin, ölü bir fil ile karşılaştıklarında uzun süre hortumlarıyla ve de hafifçe ayakları ile dokundukları gözlenmiş. Belki de ayakları ve hortumlarıyla yerde cansız yatan filin vücudunda titreşim olup olmadığını hissetmeye çalışıyorlar...
DNA analizlerine dayandırılarak yapılan yeni bir çalışmaya göre Afrika ve Asya fili olmak üzere iki tane tür olduğu sanılıyordu. Fakat fillerin DNA'sına bakarak yapılan araştırmanın sonuçlarına göre bu iki grup birbirinden yaklaşık 2 milyon yıl önce ayrılmış, neredeyse bir kaplanla aslan kadar birbirlerinden farklı.

Asya filinin yarısından fazlasının bulunduğu Hindistan'ın nüfusu 1 milyarın üzerinde. İnsanların nüfusu artmaya devam ederken, fillerin yaşam alanları daralmakta. Göster
Afrika orman fili (Loxodonta cyclotis) ve Afrika savana fili (Loxodonta africana) alt tür konumundan tür seviyesine yükseltildiğinde durumları daha da kritikleşiyor. Sadece 300 bin tane Afrika savana fili ve 150 tane Afrika orman fili kalmış. Zaten sayıları daha az olan bu türün kaçak olarak avlanması ve de yaşadıkları ormanlarda kaçak avcılığın tespitinin çok zor olması nedeniyle sayılarının hızla azalacağı tahmin ediliyor. Asya fili 4000 yıl boyunca ehlileştirilmiş ve insanlarla birlikte çalışmış. Filin dağılım gösterdiği bu bölgeler aynı zamanda insan nüfusunun da en kalabalık olduğu yerler. Ne yazık ki günümüzde bu sevimli devlerin yok oluşu devam ediyor, yaşama alanları korkunç bir hızla daralıyor. Birçok ülkede fildişi avının ve ticaretinin yasaklanmasına rağmen, her ikisi de kaçak olarak devam ediyor. Karada yaşayan bu en büyük memelinin dayanılmaz diş ağrısı ile birlikte...

4 çocuk ağırlığında minik bir bebek

Göster
Bir bebek fil yaklaşık 100 kilo ağırlığındadır. Bu ,4 çocuğun ağırlığına eşittir. Fil yavruları aşağı yukarı 2 yıl boyunca anne karnında kalırlar. Yeni doğan bebek, günde 10 litreye yakın su içer.

Fillerin su sevgisi

Göster
Su kıyısına ulaşan filler büyük bir keyif içinde yıkanırlar. Sonra çamurda yuvarlanarak bedenlerindeki asalaklardan arınırlar. Tüm bu temizlik işlemleri tamamlandıktan sonra da yemeklerini yerler.

200 kilo

Göster
Bu sayı filin bir günde yediği ot, dal, kabuk ve meyvenin ağırlığıdır.

Kulakları bir örtü kadar büyük

Göster
Afrika filinin kulakları 1,80 metre yüksekliğinde ve 1 metre enindedir. Filler kulaklarını sıklıkla sallarlar. Böylece dolaşım halindeki kanlarını 5 dereceye kadar soğutabilirler. Bu sayede kanları bedenlerini sıcaktan koruyup, serinlemelerini sağlar.



Görüşünü Bildir

Not Ver

Arkadaşına gönder
©
Bu site, Doğan Burda Rizzoli Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.