FİLMGÖSTERİ
KİTAPMÜZİK

Sayı: 12

ARA

X E-Kart Gönder

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Eğer kayıt yaptırmamışsan, aşağıdaki düğmeyi tıkla.

Uzakdoğu'daki Venedik

Mobidik aracılığıyla siz arkadaşlarıma izlenimlerimi aktarırken çok heyecanlıyım. Yarıyıl tatiline girdiğimiz ilk gün Atatürk Havalimanı'nda babamın çalıştığı bölümdeydim.


Yazı ve fotoğraflar: Deniz Balkanlı

Annem bir iş sonrası yurtdışı seyahatinden dönüyordu. Uçaktan indikten sonra kocaman bir bavulla karşılaştım. Tam bavulu soracakken bana "işte sürprizim" dedi ve bir bilet uzattı. Biletin üzerinde Tayland yazıyordu ve ikimizin adınaydı. Sevinçle annemin boynuna sarıldım. Önce içimden, sonra dışımdan "Yaşasııın! Tayland'a gidiyoruz" diye öyle bir çığlık atmışım ki, herkesin bize baktığını fark ederek içimden bağırmaya devam ettim.

...Ve yolculuk başlıyor...

Göster
Bir öğlen sonrası havalandık. Tayland konusunda ilk öğrendiğim bilgiler şunlardı; Başkent Bangkok, Cao Praya ırmağı deltası üzerinde kurulmuş ve bu nedenle de kente "Uzakdoğu'daki Venedik" diyorlarmış. Resmi dili Tayca, para birimi de Baht'mış. Daha fazlasını öğrenmek, üstelik görmek için sabırsızlanıyordum.
Uçakla yolculuğumuz yaklaşık 13-14 saat sürdü. Şubat ayında olmamıza rağmen hava oldukça sıcaktı. Tropikal iklimde olan Tayland'ın bizim ülkemiz kadar nüfusu varmış. Halkının hemen hepsi Budistmiş. Tayland Kralı Bhumibhol ve ailesini kötülemenin büyük bir suç sayıldığını öğrendik. Zaten ben tanımadığım insanlar hakkında hiç konuşmazdım. Hele bizdeki gibi kol kola girmek, öpüşmek, hatta çocukların başlarını okşamak (ki ben çocuk olarak saçlarımın bozulmasına karşıyım) ve tokalaşmak hiç mi hiç hoş karşılanmazmış. İlk gün Kralın sarayını yerel Tayland müziği eşliğinde gezdikten sonra, kanalları dolaştık.
İkinci gün, Bangkok Körfezi'ndeki Pataya Plajı'nda denize girdim. Ama med cezir (gel-git) den dolayı 4 saatten fazla kalamadık. Çünkü deniz gitmişti.

Göster
Denizden sonra timsah çiftliğinde timsah gösterisini izledim. Doğrusu çok ürperdim. Ama öte yandan bakıcı gözetiminde kaplanın kafasını okşamak, filin beni hortumuyla kaldırması çok hoşuma gitmişti.
Üçüncü gün, Bangkok'un ünlü Yüzer Çarşı'sına gittik. Güneyde merkeze iki saat uzaklıktaki direkler üzerine kurulmuştu. Taylandlılar kayıklara doldurdukları çeşitli tropikal meyve ve yiyeceklerle turistlere satış yapıyorlardı ve tıklım tıklımdı, iğne atsan suya düşmezdi! Taylandlıların çoğu evlerinde yemek yerine dışarıda yiyorlarmış. Çünkü yiyecekler oldukça ucuzdu.
Yüzer çarşıda aldıklarıma gelince; flüt, Buda heykelcikleri, hasır şapka ve tablo.
Eveeet tüm bunları sizlere yazarken yukarıda saydığım eşyalarla iç içeyim. Birini giyiyorum, diğerini seyrediyorum, ötekini üflüyorum, şapkamı da takıp "şapkasız çıkmam abi" diyerek keyifle gezi günlerimi düşünüyorum. Darısı siz sevgili arkadaşlarımın başına.

Göster



Deniz Balkanlı

Okulu: İstek Kemal Atatürk İlköğretim Okulu
İstanbul 4. sınıf

Doğum tarihi: 22.06.1993



Görüşünü Bildir

Not Ver

Arkadaşına gönder
©
Bu site, Doğan Burda Rizzoli Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.