FİLMGÖSTERİ
KİTAPMÜZİK

Sayı: 12

ARA

X E-Kart Gönder

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Eğer kayıt yaptırmamışsan, aşağıdaki düğmeyi tıkla.

IRAK: Kötülük Tohumları

Irak; petrolün zenginlik ve mutluluğa değil, savaş ve sefalete yol açtığı bir ülke… Osmanlı yönetimi altında dört yüz yıl barışın hüküm sürdüğü bu topraklar, yüz yıldır alev alev yanıyor. Yirminci yüzyılın başında ekilen kötülük tohumları; ateş ve barut, kan ve şiddet üretiyor sadece. Savaş, Irak'ın ve Ortadoğu'nun yakasını bırakmıyor.


Yazı: Kemal Tayfur

Fotoğraflar: Şaban Dayanan

Irak'ta çocuklar barış istiyor. Çünkü savaş en çok onları etkiliyor. Ama onların sesine kulam veren yok. Göster
Yirminci yüzyılın başlarında uğruna kanlı savaşların verildiği "çorak topraklar"a gidelim. Büyük tehlikeleri göze alarak hayatını bu topraklarda harcayan, burada kendine rüya sarayları kuran Arabistanlı Lawrence'ın esrarengiz macerasının başladığı çöllere.
Burası Büyük Ortadoğu'nun merkezidir. Arabistan Yarımadası'yla birlikte bugünkü Ürdün, Filistin, İsrail, Lübnan, Suriye ve Irak'ı içine alan muazzam bir coğrafyadır. Bir Arap deryasıdır. Yüz yıldır ateş ve barutla, kan ve savaşla yoğrulan bir coğrafya...
Lawrence, ülkesi İngiltere hesabına casusluk yapmak üzere geldiğinde, bu topraklar Osmanlı mülküydü. Osmanlı'nın bütün sınırları asırlardır savaş alanıyken, bir tek burada barış hüküm sürüyordu. Henüz kötülük tohumları ekilmemişti. Ama artık sonuna gelinmişti.

Savaşı önlemek için Bağdat'a giden canlı kalkanlar, Irak'lı çocuklarla birlikte resim yaptılar. Savaş korkusu çocukların resimlerine de yansıyordu. Göster
Savaş başladığında, İngilizler zayıf Osmanlı'nın çok çabuk pes edeceğini düşünüyorlardı. Lawrence gibi casusları aracılığıyla büyük paralar dağıtarak ve bağımsızlık sözü vererek Arap aşiretlerini yanlarına çekmişlerdi. İlk İngiliz ordusu Basra Körfezi'nden Irak topraklarına çıktığında, kendilerini bekleyen felaketlerden habersizdiler. Başlangıçta Osmanlı'nın Araplardan oluşan askerleriyle karşılaştılar ve kolay zaferler elde ederek ilerlediler. Bu küçük zaferler onları çok cesaretlendirmişti ve Lawrence'ın deyimiyle "gururlarından çatlayacak" haldeydiler. Ama Irak içlerine girdikçe durum değişti. Burada esas Türk kuvvetleri karşısında şaşkına döndüler. İngiliz ordusu Kut el Amara'da Türkler tarafından kuşatıldı ve 140 gün süren çatışmalardan sonra, 23 bin ölü, 10 bine yakın esir vererek toptan teslim oldu. Ne var ki, bu ağır yenilgi İngilizleri durdurmadı. Osmanlı, Irak'ı kurtardığını düşünerek buradaki ordularını İran cephesine kaydırdı. İngiltere ise bu kez çok daha büyük bir orduyla geri geldi. Zayıf düşmüş Türk birlikleri direnemeyerek geri çekildi ve 1917 yılında Bağdat düştü. Savaş 1918'de bittiğinde Musul ve Kerkük'ü de içine alan Kuzey Irak hâlâ Türklerin elindeydi. İngilizler Mondros Antlaşması'nın hükümlerine aykırı olarak Türk birliklerinin bu bölgeden çıkmasını istedi. Türkler çekilince de işgal ettiler. Türkiye, Musul'u Misak-ı Milli sınırları içinde saydı ve buradan asla vazgeçmedi. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra bu sorun Türkiye ile İngiltere'yi yeniden savaşın eşiğine getirdi. Tam o sırada İngilizlerin kışkırtmasıyla Türkiye'nin doğusunda "Şeyh Sait İsyanı" patladı. Türkiye, 1926'da petrolden pay almak karşılığında Musul davasından vazgeçmek zorunda kaldı. Ortadoğu'nun diğer
bölgelerinde ise çok daha kanlı olaylar yaşandı. Irak'ta planlarını gerçekleştiremeyen Lawrence, Arabistan'a giderek buradaki Arap aşiretlerini Osmanlı'ya karşı isyana teşvik etti. Bunda da başarılı oldu ve Araplar, İngilizlerin yanında Türklere karşı savaştı. Araplar, bu savaşın sonucunda bağımsızlıklarına kavuşacaklarını ve bir devlete sahip olacaklarını sanıyorlardı. Ama tersi oldu. Savaş bittiğinde İngilizler
harita üzerinde cetvelle çizerek bölgeyi parçalara ayırdılar. Suriye Fransız; Filistin, Ürdün ve Irak İngiliz sömürgesi oldu. İngilizler, Yahudileri Filistin'e yerleştirmek için bu ülkeyi doğrudan kendileri yönetirken, Türklere karşı Arap ayaklanmasını yöneten Şerif Hüseyin'i Hicaz krallığına ve onun oğullarından Abdullah'ı Ürdün, Faysal'ı da Irak krallığına tayin ettiler. Bu ülkeler yıllarca İngiliz ve Fransız sömürge yönetimleri altında ezildiler, büyük ıstırap çektiler. Bütün kaynaklarına ve petrol zenginliklerine el konuldu.

Arabistanlı Lawrence, Arapları Osmanlı'ya karşı kışkırtan bir İngiliz casusuydu. Göster
Büyük devletler "çölden ibaret" gördükleri bu topraklara göz koymuştu. Lawrence "Buralar değersiz yerler, bir İngiliz'in hayatından daha önemli değil" dese de gerçek farklıydı. İngiltere, Ortadoğu'nun petrol tarlalarını istiyordu. Bunun için de Osmanlı İmparatorluğu'nu yenmeleri, Ortadoğu'dan sürüp çıkarmaları gerekiyordu. O yüzden de, I. Dünya Savaşı'nın en çetin, en büyük mücadeleleri burada oldu. Osmanlı bu muazzam coğrafyada, sadece İngiliz ve Fransızlara değil, Arap isyancılara karşı da pek çok cephede birden savaştı.
Irak 1932'de göstermelik bir bağımsızlık elde etti. Asıl bağımsızlık II. Dünya Savaşı'nın ardından geldi. 1950'li yıllarda İngiltere, bu bölgelerdeki askeri varlığını çekerek işgale tümüyle son verdi. Ne var ki, bölgenin acıları asla dinmedi. Ortadoğu'daki İngiliz gücünün yerini Amerika aldı. Bölgesel savaşlar, ayaklanmalar, darbeler birbirini izledi. Irak'ın 1990'da Kuveyt'i işgali ve Amerika'nın müdahalesiyle yeni bir süreç başladı. Savaş, Ortadoğu'nun yakasını yüz yıldır bırakmıyordu.



Görüşünü Bildir

Not Ver

Arkadaşına gönder
©
Bu site, Doğan Burda Rizzoli Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.