FİLMGÖSTERİ
KİTAPMÜZİK

Sayı: 12

ARA

X E-Kart Gönder

Giriş yap
Kullanıcı adı:
Şifre:
Eğer kayıt yaptırmamışsan, aşağıdaki düğmeyi tıkla.
Antropoloji

Ormanın Çocukları: Ba miki ba ndula

Mbutiler yeryüzünün en kısa boylu halkı. Ortalama 1.30 m boyundalar. Eskiden cüce anlamına gelen pigme denirmiş. Hâlâ böyle diyenler var. Onlarsa kendilerine Ba miki ba ndula, yani Ormanın Çocukları diyorlar.


Yazı: Mustafa Cemal İllüstrasyon: Emre Erdur

Fotoğraf: Mitsuo Ichikawa. Kyoto Üniversitesi'nde Antropoloji Profesörü.

Göster
Burası Kongo Demokratik Cumhuriyeti (Zaire), Afrika'nın kalbi. Ekvatorun yarım derece kuzeyi. Dünyanın en erişilmez yerlerinden birinde, tehlikelerle dolu Ituri yağmur ormanlarının kuytuluğundayız. Antilopların, fillerin, leoparların, okapilerin ülkesi. Yüz metreye varan dev ağaçların yıl boyu hiç dökülmeyen koca yaprakları göğü boydan boya örtüyor. Güneşin yeryüzüne dimdik çarpan ışınları, yaprakları zorlukla aşarak, ormanı loş yeşile boyuyor. Toprak nemli. Zaman zaman serin ılık bir esinti var. Blues tadında bir müzik, kuş seslerine karışarak kulaklarımıza doluyor. Kadın erkek, çoluk çocuk, davulla, parmak piyanosuyla, el çırparak Mbutiler şarkı söylüyor. İnanılmaz güzellikteki şarkılarını bir dinlemelisiniz. Telif hakları verilmiş mi bilmiyorum ama caz müziğine çok katkıları olmuş. Yemek içmek neyse, bir Mbuti için şarkı söylemek de o. Çünkü ormanın ruhuyla şarkılar aracılığıyla ilişkiye geçiyorlar. "Gürültü istemeyiz, dinginliği seviyoruz, çünkü orman dingin." Böyle söylüyor bir Mbuti. Küskünlük, çekişme, çatışma, çekememezlik onlar için "gürültü" anlamına geliyor. Dinginlik ise sessizlik demek değil; ahenk, sevinç, huzur anlamına geliyor.

Göster
Mbutilerin, Afrika'nın her yerinde çalınan parmak piyanosu virtüözü oldukları anlatılır. Dinginliği hep birlikte şarkılar söyleyerek, dans ederek buluyorlar. Yaprak ve dallardan yaptıkları kulübelerinde, 30-40 kişilik obalar halinde göçebe bir yaşam sürdürüyorlar. Avcılık yapıyorlar, ormandaki yemişleri, bitkileri, kökleri derliyorlar. Kadın erkek birlikte avlanıyorlar. Hatta çocuklar da katılıyor ava. 1 metre eninde 30-100 m boyunda ağlar yapıyorlar. Bunları birleştirip uzunluğu bir kilometreyi bulan tuzaklar kuruyorlar. Hayvanları ağa doğru kaçırtarak yakalıyorlar. Derlemede kadınların rolü daha büyük, ama ağaç tepelerine tırmanarak bazen 20 kiloyu bulan bal kovanlarını derlemek asıl olarak erkeklerin işi. Göçme sırasında ateşi koruyanlar ise kadınlar. Dünyanın her yerinde olduğu gibi çocukların bakımında ve büyütülmesinde anneler etkin. Ama nasıl kadınlar ava katılıyorsa babalar da çocuk bakımına katılıyorlar. Bakın nasıl? Bebek iki yaşına girdiğinde, annesinden alınıp babasına veriliyor. Babası, aynı annesi gibi sarılıp kucaklıyor onu ve kendi memesinden emzirmeye çalışıyor. Bebek emmeye başlıyor ama tabii süt yok. Bunun üzerine babası ona ilk kez katı yiyecek veriyor. Böylece bebek, ancak eliyle yedirebilen ama aynı şefkati, koruyuculuğu, sıcaklığı veren başka tür bir anneyle tanışmış oluyor. Bir Mbuti çocuğu obadaki her kadına anne, her erkeğe baba diyor. Bütün obanın annesi ve babası ise orman.

Göster
Mbutilerde bir yaratılış söylencesi veya bir yaratıcı tanrı kavramı yok. Her şey doğar, büyür, ölür; yaprak düşer, dal kurur, kök çürür ama orman kalır. Ormandaki her şey kutsaldır. İyi de, hayvanları avlayıp yiyorlar, dersiniz belki. Aslında hayvan öldürmek de "gürültü" onlara göre. Dinginliği ve barışı bozuyor. Asla öldürmek istemiyorlar. Bir söylencelerini kısaca anlatayım: Bir zamanlar ormanda tam bir ahenkle yaşarlarmış. İnsanlar, hayvanlar, bitkiler ölümsüzmüş. Hayvanları öldürmez ve yemezlermiş. Ama bir gün bir Mbuti bir hayvan öldürmüş ve gizlice onu yemiş. O günden sonra insanlar dahil bütün hayvanlar ölümlü olmuş. Tek orman ölümsüz kalmış. Bu ilk günahtan sonra, ancak bir Mbuti avlanmadan yaşamanın yolunu bulursa yeniden orman gibi ölümsüz olabilirlermiş.

Yeni ergenleşmiş kızlar ve aybaşı gören kızlar halka oluşturmuş elima dansı yapıyorlar. Göster
Mbutiler, olabildiğince az hayvan yiyorlar; çevrelerinde yaşayan hayvanların %85'inin yenmesine çeşitli yasaklar koymuşlar. Erişebildikleri ve yiyebilecekleri 300'ün üzerinde bitki ve hayvan çeşidi varken, bitkilerin yarısına yakınına da dokunmuyorlar. Birçok araştırmacı, Mbutilerin, bulundukları ekosisteme hiç zarar vermediğini doğruluyor. Çocuklar ve gençler hayvan öldürmedikleri için en temiz, ormana en yakın insanlar olarak görülüyor. Bir oğlan erkek olurken, bir kız kadın olurken tören düzenliyorlar. Kızların töreni elima, oğlanlarınki nkubi. Kızların ilk
kanamasını ay kutsuyor. Kadınlar dünyasına geçişin bu ilk belirtisi bir armağan olarak görülüyor ve büyük sevinçle karşılanıyor. Aynı anda adet gören iki kız, kan kardeşi oluyor. Oğlanların törenleri ise birazcık acılı. Sırta ve göğse dövme yapılıyor.
Ormana gösterdikleri sevgiyi, saygıyı ve özeni birbirlerine de gösteriyorlar. Dünyanın belki en neşeli insanları onlar. Mbutiler hakkında yazdığı kitaplarla ünlü antropolog Colin Turnbull, bir Mbuti gülerken etkilenmemenin olanaksız olduğunu anlatır. İki kişi arasında bir anlaşmazlık olduğunda, öylece kendi hallerine bırakmıyorlar. Hemen başkaları da katılıyor, başlıyorlar olayı tartışmaya. Birbirlerini suçlayıp utandırmak, cezalandırmak yerine, esprilerle, gülüşmelerle, eğlenceli atışmalarla gerginliği gidermeyi deniyorlar. Onların yaşamlarıyla ilgili belki en önemlisi nedir biliyor musunuz? Birbirleriyle savaşmıyorlar. Dünyalarında savaş yok.

Ota Benga Kimdir?
16. yüzyıl ile 19. yüzyıl arasında Afrika bir insan talanına sahne oldu. Milyonlarca Afrikalı köleleştirildi. Aralarında az sayıda da olsa Mbutiler de vardı. Ota Benga onlardan biridir. Amerika Birleşik Devletleri'ne götürüldü. 1904 yılında St. Louis Dünya Fuarı'nda sergilendi. Daha sonra Bronx Hayvanat Bahçesi'nde orangutanlarla birlikte kafese kondu. Hayvanla insan arası geçiş aşamasını bulma iddiasındaki ırkçı bilimciler, üzerinde deneyler yaptılar. 1916 yılında yaşamına son verdi.

Antropoloji Nedir?
Antropoloji farklı olanı inceler, insanın kültürel çeşitliliğini konu edinir. İnceleme alanı başka toplumların gelenekleriyle veya egzotik yaşam biçimleriyle sınırlı değildir. Arkadaşınızla, anne babanızla, küçük bir çocukla veya bir yaşlıyla konuşurken, basma kalıp davranmak yerine, onun duygu ve düşüncelerini anlamaya çalışırken aslında siz de bir tür antropoloji yaparsınız. Antropoloji Yunanca anthropos ("insan") and logia ("bilim yapma, inceleme") sözcüklerinden türetilmiş. İnsan-bilim demek. Antropoloji, coğrafya keşiflerinin ve sömürgeleştirme çabalarının arasından doğdu. Günümüzde, Ruth Bedict'in dediği gibi, "antropolojinin amacı; dünyayı, insan farklılıkları için güvenli bir ortam haline getirmektir. Bugün antropoloji genel olarak dört alt dala ayrılıyor: Kültürel, dilsel, arkeolojik ve biyolojik antropoloji.



Görüşünü Bildir

Not Ver

Arkadaşına gönder
©
Bu site, Doğan Burda Rizzoli Dergi Yayıncılık ve Pazarlama A.Ş. tarafından T.C. yasalarına uygun olarak yayınlanmaktadır.